ADAM

              Köyün, bakkalının ve kahvesinin bulunduğu geniş toprak yolun, güney girişinde gavur Ali’nin evi vardı. Bu evin bahçe duvarının, kahve tarafındaki köşesindeki kaya, o köyün en çok konuşulan olayının geçtiği yerdi.Yıllardır gelip geçen insanların yorulduklarında oturup dinlendikleri bu kayanın üzeri neredeyse bir cam parlaklığına sahipti.Gavur Ali o kayayı hep yerinden kaldırmak istemiş ancak muhtar, her defasında engel olmuştu. Kayanın bir hikayesi vardı.Ama bu, kadının mı, muhtarın mı, Gavur Alinin mi,  yoksa adamın mı hikayesiydi kimse bilmiyordu.

          Muhtar kayanın, kaya ise muhtarın olduğuna inanmıştı.Gavur Ali ise sadece kayanın orda olmasına takmış gibi görünüyorsa da aslında sanki hikayenin bir parçasıydı. Kadının önünden hiç geçmemişti ve o akşam kahvede bir tek o yoktu.
        Muhtarın henüz askerden yeni geldiği dönemlerdi, akşam üstü gün batımına yakın, tarladan gelmiş ve kahvenin önündeki iskemlelerden birine ilişmiş oturuyordu. Köyün deniz tarafından bir karaltı geldiğini gördü. Bu saatlerde deniz tarafından köye gelen olmazdı..Meraklandı. Karaltı yaklaştıkça merakı daha da arttı.Gelen orta yaşlı, sade, yüzünde hüzün ve coşkunun karışımı bir ifade olan, oldukça bitkin bir kadındı.Çevresine hiç bakmadan kahveyi bakkallı geçti ve gavur Ali’nin bahçesinin köşesindeki, henüz daha çok düzgün olmayan kayaya oturdu. O akşam ve takip eden günlerde; Kahvede hem daha çok insan vardı, hem de çok daha geç saatlere kadar oturdular. O zamanki muhtar ki şimdiki muhtarın amcasıydı, kadının yanına defalarca gidip konuşmaya çalıştıysa da, hiçbir zaman başaramamıştı.Köyün kadınları, gençleri herkes çok uğraştı, ama kadın hiç yanıt vermedi.Gözleri yerde ara sıra dudaklarından dökülen yarım yamalak sözcüklerden kimse hiçbir şey anlamadı. Bazen yoldan geçen bir adam fark ettiğinde, ki her adama değil, gözlerini coşkuyla kaldırıyor, adama bakıyor ve sonra  hüznünü yüzüne yeniden yerleştirip tekrar yere bakmaya devam ediyordu. Muhtar, yani şimdiki, o kadına garip bir ilgi duymuştu ve o kayaya her baktığında da aynı ilgi içini ısıtıyordu.

          Kadın iki gün boyunca hep orada öylece oturdu, sonra bir adam geldi, oturduğu yerden doğrulmadan gözlerini kaldırdı, her kafasını kaldırdığında yüzünde bir coşku olurdu.Bu sefer olmadı.o ilk geldiği gündeki karışık ifadenin hüzünlü tarafı vardı yüzünde, hafif bir tebessümle yerinden doğruldu, adamın koluna girdi ve gitti.

          Muhtar o günden beri o iki günün hep bir kez daha yaşanacağını düşündü ve bekledi. Her seçim döneminde gavur Ali muhtarlığa adaylığını koydu ama hiç başaramadı. Şimdilerde ve o günlerden beri her akşam gün batımına yakın muhtar o iskemleye ilişir, kadın o kayaya oturur ve muhtar kadının ona bakmasın bekler ve o karışımın coşkulu olan yanını görmeye çalışır.Bu asla olmadı.

            Ve hikaye, sanırım gelen adamın hikayesiydi birazda.
                                          

                                                                                                      15/07/2003  ege altun
 

 

 öyküler