|
ADAM Köyün, bakkalının ve kahvesinin bulunduğu geniş toprak yolun, güney girişinde gavur Ali’nin evi vardı. Bu evin bahçe duvarının, kahve tarafındaki köşesindeki kaya, o köyün en çok konuşulan olayının geçtiği yerdi.Yıllardır gelip geçen insanların yorulduklarında oturup dinlendikleri bu kayanın üzeri neredeyse bir cam parlaklığına sahipti.Gavur Ali o kayayı hep yerinden kaldırmak istemiş ancak muhtar, her defasında engel olmuştu. Kayanın bir hikayesi vardı.Ama bu, kadının mı, muhtarın mı, Gavur Alinin mi, yoksa adamın mı hikayesiydi kimse bilmiyordu.
Muhtar
kayanın, kaya ise muhtarın olduğuna inanmıştı.Gavur Ali ise sadece kayanın
orda olmasına takmış gibi görünüyorsa da aslında sanki hikayenin bir
parçasıydı. Kadının önünden hiç geçmemişti ve o akşam kahvede bir tek o
yoktu. Kadın iki gün boyunca hep orada öylece oturdu, sonra bir adam geldi, oturduğu yerden doğrulmadan gözlerini kaldırdı, her kafasını kaldırdığında yüzünde bir coşku olurdu.Bu sefer olmadı.o ilk geldiği gündeki karışık ifadenin hüzünlü tarafı vardı yüzünde, hafif bir tebessümle yerinden doğruldu, adamın koluna girdi ve gitti. Muhtar o günden beri o iki günün hep bir kez daha yaşanacağını düşündü ve bekledi. Her seçim döneminde gavur Ali muhtarlığa adaylığını koydu ama hiç başaramadı. Şimdilerde ve o günlerden beri her akşam gün batımına yakın muhtar o iskemleye ilişir, kadın o kayaya oturur ve muhtar kadının ona bakmasın bekler ve o karışımın coşkulu olan yanını görmeye çalışır.Bu asla olmadı.
Ve hikaye,
sanırım gelen adamın hikayesiydi birazda.
15/07/2003
ege altun |