KADIN

 

oraya nereden ve nasıl geldiğinin farkında değildi.

bir kalyonun uzun geniş bir vadiye açılan ağzındaydı.

ne yapacağı neyi yaşayacağı hakkında hiç bir şey düşünemiyordu.

zor yoldu ve çok zaman geçmişti,kendini yorgun hissediyor,

artık dinlenmek istiyordu.

ayakları yara bere içindeydi ancak yüreğindekinin ne olduğunu bilmiyordu

yada bilmek istemiyordu.

sahip olduğunu hep sevmişti ama.

döndü

geldiği yönde geriye kalyonun uzayıp giden derinliğine baktı,

az olduğunu düşündüğü ne kadar çok şey yaşamıştı.

bu sert yırtıcı kalyon ne kadar ona benziyordu.

o zamanlar

ve

hiç beklemediği bir anda nasıl her şey birdenbire

asla

yaşamak istemediği  duruma gelmişti.

oysa ne çok ihtiyacı vardı

ve

ne kadar iyi geliyordu yaşadıkları ve saklayabildiği bir duyguya sahip olmak.

çok da düşünmemişti bir duygu vardı.

ona ben hazırım diyen,

belki bunu o üretmişti birazda,

ve bu bir erkek duygusu idi.

o duyguyu ve her şeyini istiyordu.buna hazırdı bulunduğu ve hissettiği yerden.

yaşamı olmasını istediği gibi şekillendi.

şu andaki her şey işte buydu bu kadarcık.

kalyonun ağızına açılan uzun geniş vadiyi arkasına aldı

ve

yeniden yürümeye başladı.

var olanla yüz yüze geldiğinde çabuk karar verdi sıradan

ve küçük olduğunu düşündü.

ve zaten

uzun süredir böyle düşündüğünü anlattı kendine hep.

işte,o yürek tam oradaydı tam karşısında.

ve zaman yeniden biçimlendirme zamanıydı.

kalyonu tersden yeniden geçti.

kaçıncı gün olduğunu bilmiyordu,denizi gördüğünde.

gücü kalmamıştı ve önündeki yollardan düz ve kolay olanını seçti.

gün batımına yakındı,bir köye ulaştığında.

köyün,içerisinden geçerken gözüne ilişen,bir kayaya oturdu.

yüreği karmakarışıktı.

ve galiba neyi beklediğini biliyordu.

 

                                  01/07/2003  ege altun

 

 

 öyküler